Uzak Deniz

Uzak Deniz

Aynanın önünde esmer, ağır makyajlı, etine dolgun bir
kadın gördü. İki kolu bilekten dirseğe burma bilezikle
kaplıydı. Bir yandan türkü mırıldanıyor, diğer yandan
dudaklarına alev rengi bir ruj sürüyordu. Kadının ruj
sürerken nasıl olup da aynı anda türkü söyleyebildiğine
şaştı Ezgi. Kabinlerden birinin kapısı açıldı. İçeriden
ay parçası gibi bir ergen kız çıktı. Küçük, biçimli ellerini
yıkadı. Uzun siyah saçlarını ensesinde bağlayan
lastik tokayı çıkarıp bileğine geçirdi. Beline doğru
uzanan gür saçlarını örmeye başladı. Saç uçlarına dört
parmak kala örmeyi bıraktı, bileğinden lastik tokayı
çıkarıp bağladı. Kara gözleriyle gülümsedi aynaya,
kapıya yöneldi. Ezgi ardından seslenmek istedi.
“Menekşe dur!” diyecek oldu, sesi çıkmadı. Kız su gibi
akıp gitti.