Süt

Süt

Bir elinde bıçak diğerinde zeytin, katlanmış geniş paçalarından gözüken takozlar. Garip kılığını süzdü, yine kendi kendine. Bu insanların, bu meczup halini ilk günden beri yadırgamamalarına şaşırdı. Şimdiye kadar hiç kimse onu olduğu gibi kabul etmemişti. Kendisi bile kendini gölgesiyle kabul edememişti ki. Bir ölünün peşine hayatını savurmuştu. Şimdi en karanlık tarafıyla mutfağın ortasında oturmuş zeytin ayıklıyordu. Kimse onun ne saçlarını ne kılık kıyafetini ne de garipliklerini umursuyordu. Bu tuhaf adam meyhanedekilere de yabancı gelmiyordu, her ne kadar ilk gördüklerinde tedirgin olsalar da. Şinasi tam da bu haliyle ilk kez kendi olabilmişti. Ne Rahmi ne başkası. Sadece kendi. Hem en karanlık hem de en aydınlık parçalarıyla ruhunun.

Elindeki zeytini attı ağzına Şinasi “Abi,” dedi “Bu zeytin hayatımda yediğim en lezzetli zeytin.”